“Vallahi bu rüya gerçektir!” İslâma davetin ilk zamanlarında Halid bin Sa’id bir rüya görmüştü… Rüyasında; Cehennemin kenarında dururken, babası onu itip düşürmek istedi. Tam o sırada, Peygamber efendimizin, belinden yakalayıp, Cehennem’e düşmekten kendisini kurtardığını gördü… Feryad ederek uyandı ve; “Vallahi bu rüya gerçektir!” diye söylendi. Dışarı çıkınca, hazret-i Ebu Bekir’e rastlayıp rüyasını anlattı. Hz. Ebu [...]
“Ben Sizin Peygamberinizim!” Müşriklerin ileri gelenleri, çeşitli hilelerle ve zulümle insanların iman etmesine mani oluyorlar… Muhammed aleyhisselamın okuduğu ayet-i kerimeleri dinlemelerine engel çıkartıyorlar… Fakat, ne gariptir ki, kendilerine mani olamıyorlar… Kendileri, geceleri gizlice, Efendimizin bulunduğu evin yanına gelerek bir köşeye saklanıp dinliyorlar… Sabah olup ortalık aydınlanmaya başlayınca, birbirinden habersiz, gece Kur’an-ı kerimi dinlemeye geldiklerini gören [...]
Söyleyecek yalan bulamadılar Her sene çeşitli şehirlerdeki insanlar, belli günlerde Kabe-i muazzamayı ziyaret etmek için Mekke’ye gelirlerdi… Resul-i ekrem de gelenleri karşılayıp, her gruba İslâmiyet’i anlatır, Allahü teâlânın bir, kendisinin hak peygamber olduğunu ve kurtuluşun bunda bulunduğunu bildirirdi… Bir gün Velid bin Mugire, müşrikleri toplayarak bir teklifte bulundu: – Ey Kureyş topluluğu! Yine Kabe’yi ziyaret [...]
Kulaklarına pamuk tıkadı Peygamber efendimiz Mekke’de gece-gündüz insanlara nasihat veriyor; onları, İslâm dinine davet ediyordu… Mekkeli müşrikler, Efendimizin bu gayretlerini boşa çıkarmak için çabalıyorlar; O’nun anlattıklarını kabul edip iman edenlere de, her türlü hakaret, iftira ve işkenceyi reva görüyorlardı… Resulullahla görüşen, konuşan birini gördüler mi, hemen yanına varıyorlar, O’nu dinlemeyip anlattıklarına inanmaması için her türlü [...]
“Bu, akılsızlık değil mi” Ebu Zer-i Gıfari hazretleri, Müslüman olduktan sonra, iman aşkıyla haykırıp herkese İslâmiyeti duyurmak istiyordu… Bu sebeple Peygamber efendimize; – Ya Resulallah! Seni hak peygamber olarak gönderen Cenab-ı Hakk’a yemin ederim ki, ben bunu müşriklerin arasında açıkça söyleyeceğim, dedi. Efendimiz “Peki” demedi. Fakat Ebu Zer, içinde yanan iman ateşi ile yerinde duramıyordu. [...]
Ebu Zer-i Gıfari ve ilk selam… İnsanlar, birer-ikişer hidayete kavuşuyordu… İslâmın nuru Mekke dışında da yayılarak alemi aydınlatmaya başlamıştı artık… İslâmın doğuş ve yayılışı haberi dalga dalga yayılıyordu her tarafa… Nihayet bu haber, Beni Gıfar kabilesine de ulaştı. Ebu Zerr-il-Gıfari bu haberi işitir işitmez kardeşi Üneys’i Mekke’ye gönderip, durumu araştırmasını istedi. Üneys, dönüşte; – Vallahi [...]
Hazret-i Erkam’ın evi Sevgili Peygamberimiz, İslâmiyet’in yayılması ve öğrenilmesi için emniyetli bir yer arıyordu… Sonunda birçok özelliklerinden dolayı, bu mukaddes vazife için Dar-ül-Erkam’ı yani hazret-i Erkam’ın evini kendine karargah seçti. Evin yeri, giriş ve çıkışı, gelip geçenleri kontrol etmek bakımından çok elverişli… Ayrıca hazret-i Erkam, Mekke’nin ileri gelenlerinden, itibarı yüksek bir zat. Habib-i Ekrem efendimiz, [...]
Demirden gömlek!.. Müşriklerin en çok işkence ettiklerinden biri de Habbab bin Eret hazretleridir. Çünkü o kimsesizdi… Ümmü Enmar adlı müşrik bir kadının kölesi idi. Onu koruyacak bir akrabası olmadığı için, müşrikler toplanırlar, mübarek vücudunu soyup, üzerini dikenlerle tararlardı. Bazan da çıplak vücuduna demirden gömlek giydirip, güneş altında bekletirlerdi. Güneşte veya ateşte ısıttıkları taşları çıplak vücuduna [...]
“Allah’ım, senden gelene razıyım!” Müşrikler sadece Peygamber efendimize eziyet etmiyordu. O’nun şanlı Eshabına da işkence yapıyorlardı. Bilhassa fakir, kimsesiz olanları tercih ediyor, ellerinden gelen, akla hayale sığmayan baskı ve zulmü hiç çekinmeden yapıyorlardı. Bunlardan biri de Bilal-i Habeşi idi. Ümeyye bin Halef isminde bir müşrikin kölesi olan hazret-i Bilal, Ebu Bekir-i Sıddik’ın vasıtası ile Müslüman [...]
Alay edenler cezalarını buldu! Kureyşli müşrikler, Resulullah efendimizi yolundan döndüremiyeceklerini anladılar… Bu defa taktik değiştirip iftira kampanyasına başladılar… Akıllarınca böylece Müslüman olmalarına mani olacaklardı. Efendimiz hakkında, ortaya akla hayale gelmeyecek iftiralar edip, edepsizce laflar ediyorlardı. Peygamberimiz bu muamelelerden müteessir oluyor ve teessürlerinin izi mübarek çehrelerinde görülüyordu. Üzüntüleri had safhaya çıkmıştı. Bir gün Kainatın sultanı Kabe-i [...]