Ebû Hüreyre -radıyallahu anh-den rivâyete göre Nebiyy-i Ekrem -sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır; “Rabbimiz Tebâreke ve Teâlâ her gece, gecenin son üçde biri kaldığı sırada dünyâ semâsına nüzul eder ve şöyle buyurur: ” Bana duâ eden var mı, duâsına icabet edeyim? İstediğini vereyim. Bana istiğfar eden var mı, onu mağfiret edeyim? (1) Bu [...]
Resul-i ekrem efendimizin doğmasına iki ay kadar zaman vardı. Bu sırada Fil vak’ası meydana geldi. İnsanlar her taraftan akın akın gelip, Kabe’yi ziyaret ederlerdi. Buna engel olmak isteyen Yemen valisi Ebrehe, Bizans İmparatorunun da yardımı ile Sana’da büyük bir kilise yaptırdı. İnsanların Kabe’yi değil bu kiliseyi ziyaret etmelerini istedi. Araplar ise eskiden beri Kabe’yi ziyaret [...]
Kurban edilmekten kurtulan, Abdullah, büluğ çağına eriştiğinde, gerek güzel ahlakı, gerekse yakışıklılığı ile insanlar arasında müstesna bir şahıs oldu. Uzaktan yakından herkes, ona kızlarını vermek için yarışa girdiler. Güzelliği ve şöhreti ta Mısır’a kadar yayılmıştı. İki yüze yakın kız Mekke’ye kadar gelip, ona evlenme teklif etmişlerdi. Abdülmuttalib ise oğluna; zamanın en kibar, asil, güzel, müşrik [...]
Abdülmuttalib’in, Zemzem kuyusunu kazdıktan sonra şanı ve şöhreti daha çok arttı. Aradan yıllar geçti. Cenab-ı Hak, gönlünün derinliklerinden koparak yaptığı duayı kabul edip Abdülmuttalib’e, Haris’den başka on oğul ve altı kız çocuğu ihsan etti. Fakat aradan seneler geçince adağını unuttu. Abdülmuttalib’e, bir gün rüyasında; – Ey Abdülmuttalib! Adağını yerine getir! denildi. Sabahleyin Abdülmuttalib bir koç [...]
Dede Abdülmuttalib’e, bir gün rüyasında bir kimse; “Ey Abdülmuttalib! Kalk Tayyibe’yi kaz!”diyerek kayboldu. Ertesi gün; “Kalk, Berre’yi kaz!” dedi. Üçüncü gün de aynı kimse; “Kalk, Mednune’yi kaz!”emrini verdi. Dördüncü gün ise, yine o kimse; “Ey Abdülmuttalib! Kalk, Zemzem kuyusunu kaz!” deyince, Abdülmuttalib; “Zemzem nedir? Kuyu nerededir?” diye sordu. O zat da şöyle cevap verdi: “Zemzem [...]
Peygamber efendimizin babası Hz. Abdullah, Resulullahın dünyayı teşrifinden önce vefat ettiği için dedesi Abdülmuttalib O’nu himayesine almıştı. Abdülmuttalib’in esas ismi Şeybe’dir. Şeybe, babası Haşim vefat ettiğinde, daha çocuktu. Bir gün Medine’de dayılarının evi önünde arkadaşlarıyla ok talimleri yapıyordu. Onları seyreden büyükler, Şeybe’nin alnında parlayan nurdan, onun şerefli bir kimsenin oğlu olduğunu tahmin ederek hayran kaldılar. [...]
Âdem aleyhisselamın alnına nakşedilen bu nur alnında parlamaya başladı. Âdem aleyhisselamdan itibaren temiz babalardan ve temiz analardan geçerek, Peygamber efendimize kadar geldi bu nur… Bunu Allahü teâlâ ayet-i kerimede mealen şöyle bildirmiştir:”Senin nurun, hep secde edenlerden dolaştırılıp, sana ınkılab etmiş ulaşmıştır.”(Şuara suresi: 219) Hadis-i şerifte ise bu husus şöyle bildirilmiştir: “Allahü teâlâ insanları yarattı. Beni [...]
Peygamberimiz Muhammed aleyhisselam, Allahü teâlânın habibi, sevgilisi, yaratılmış bütün insanların, mahlukatın her bakımdan en üstünü, en güzeli, en şereflisidir. Allahü teâlânın medhettiği ve bütün insanlara ve cinne peygamber olarak seçip gönderdiği, son ve en üstün peygamberdir. Alemlere rahmet olarak gönderilmiş olup, her şey onun hürmetine yaratılmıştır. Allahü teâlâ, bütün peygamberlerine ismi ile hitab ettiği halde, [...]
Resulullah’a Salat ve Selam İle İlgili Duası Ve hamd Allah’a ki, ne kadar büyük olursa olsun hiçbir şey karşısında âciz kalmayan ve ne kadar ince ve zarif olursa olsun hiçbir şeyi gözden kaçırmayan kudretiyle, peygamberi Muhammed -Allah’ın salatı ona ve soyuna olsun- ile eski ümmetlere ve geçmiş asırlara değil, bize minnet koydu; böylece bizi ümmetlerin [...]